10 Şubat 2017 Cuma

Jamaika Hanı / Daphne Du Maurier

Jamaika Hanı / Daphne Du Maurier
Tür: Gerilim-Roman-Gotik
Sayfa Sayısı: 288
Turkuvaz Kitap



Annesi ölünce kimsesiz kalan Mary Yellan, kocasıyla birlikte Jamaika Hanı'nda yaşayan teyzesinin yanına gitmek üzere yola çıkar. Aslında orada yaşamayı istememektedir fakat annesine verdiği sözden dolayı kendini ona karşı borçlu hissederek teyzesinin ve eniştesinin yaşadığı Jamaika Hanı'na taşınır. 

Jamaika Hanı, uçsuz bucaksız bozkırda tek başına dimdik, sanki bir canavarmış gibi duran soğuk bir binadır. Çoğu zaman sisin bastığı bu bozkırlarda göz gözü görmezken, bazı günler duyulan sesler, gıcırtılar ve korkunun kokusu Jamaika Hanı'nda uğursuz hatta şeytani bir şeylerin yaşandığının habercisidir. Çevre halkı orada vakit geçirmeyi hiç tercih etmemekte, gelip geçen arabalar orada mola vermemektedir. Ve Mary burada neler döndüğünü çok yakın bir zamanda öğrenecektir.


1936 yılında yazılan Jamaika Hanı, Rebecca'dan sonra Daphne Du Maurier'e dair okuduğum ikinci kitap. Gerilim oranı oldukça yüksek, fakat Rebecca'ya kıyasla Maurier'in bunu bu defa ortam ögesiyle gerçekleştirmiş olduğunu söyleyebilirim. Sisli, karanlık atmosferi eseri kesinlikle bir kış kitabı yapıyor. Özellikle Mary'nin sisler içinde bataklıklarda kaybolduğu kısımlar mükemmeldi. O anki çaresizlik, dehşet okuyucu tarafından da büyük oranda hissediliyor. Bana, benzer ortama sahip olan Siyahlı Kadın'ı anımsattı ki onu da çok büyük bir zevkle okumuştum.

Konu ilk bakışta, perili ev sinyali verse de alakası yok. Olaylar çok mantıklı ve somut çıkış noktalarına dayandırılıyor. Hatta sonlara doğru boyut değiştirip din ile ilgili çok hassas noktalara da dikkat çekiliyor.


''Bu bir çizim değil, bir karikatürdü; korkunç olduğu kadar grotesk. Cemaat üyeleri boneli, şallıydı, en iyi pazar giysilerine bürünmüşlerdi,ama omuzlarının üzerinde insan yüzleri değil koyun kafaları vardı. Hayvanların papaza dönük ağızları budalaca, bön bir ciddiyetle açılmış, toynakları dua edercesine birleşmişti. Her koyunun suratı, yüz hatları, özenle canlı, yaşayan varlıklar olarak betimlenmişti, ancak bütün yüzlerdeki anlam aynıydı: Hiçbir şey bilmeyen, anlamayan budalalar. Papaz, siyah cübbesi ve gür, ak saçlarıyla ...'ydi, ama yüzü bir kurdun yüzüydü; aşağıdaki sürüye kahkahalarla gülen bir kurt.''
(... kısmında yazan ismi, spoiler olmaması açısından belirtmedim.)



Jamaika Hanı da Rebecca ile aynı şekilde Hitchcock tarafından filmleştirilmiş. Ayrıca okuduğuma göre dizisi de varmış.

Sevgiler

1 yorum:

  1. Bu kitabi ben de okuyup cok begenmistim. Hele ki yazim yilina gore hikaye anlatim stilini kesinlikle cag atlamis buldum

    YanıtlaSil


♥ Yorum yazan elleriniz dert görmesin, sevgiler :)