19 Ocak 2015 Pazartesi

İnci Küpeli Kız / Tracy Chevalier


İnci Küpeli Kız / Tracy Chevalier
Tür: Dünya Roman
Sayfa Sayısı: 238
Bilge Kültür Sanat Yayınları


İnci Küpeli Kız, okumakta geciktiğimi düşündüğüm sonrasında 'Sevmem mi ki' diye biraz korktuğum sonuç olaraksa bayıldığım bir kitap oldu.



Ressam Johannes Vermeer 'ın İnci Küpeli Kız tablosundan edebileştirilen kitap, 1660'lı yılların Hollanda'sında geçiyor. Tasvirler mükemmel. Ortam ile ilgili ayrıntıları sıkılmadan ve her şeyiyle gözünüzde canlandırabiliyorsunuz.



Kahramanımız Griet; annesi, babası ve kız kardeşi ile yaşamaktadır. Babanın bir kaza sonucu çalışamaz hale gelmesiyle zor durumda kalan aile, çareyi Griet'i zengince bir ailenin yanına hizmetçi olarak verilmesinde bulacaktır. Bu durumun aile üzerindeki etkisi, Griet'in psikolojisi üzerindeki etkisi ve gelişen olaylar ise kitabın seyrini oluşturuyor.


Özellikle Griet'in kişiliğine, olaylar karşısında ne kadar kırılsa da bu durumu içinde saklamasına, dışarıya karşı tamamen güçlü ve kararlı görünmesine hayran kaldım. Duyduğu ilgi ve aşk karşısındaki (Spoiler olmaması açısından ayrıntı yazmıyorum.) düşünceleri, acısı, kabullenişi ve olgunluğu beni derinden etkiledi. 



Kitabın en arka sayfalarında bazı tablolar var. Bu kısım çok hoşuma gitti. Hikayelerini okudukça açıp açıp baktım.



Kitap bittikten sonra bir de filmini izledim. Ve dikkatimi çeken farkları not aldım. Yani yazının bundan sonrası şiddetli spoiler içeriyor.

!!!


* Film, kitabın ilk 30 sayfasını komple atlamış. Annesi seslenmese Griet'in hangisi olduğunu bile anlamayabiliriz. Haliyle neden Griet'in bu iş için özellikle seçildiğini filmde anlayamıyoruz. Efendisi ile arasında geçen o ilk konuşma da es geçiliyor.

* Kendi evinden başka eve neden bi anda gitti (Filmde sanki manava gidiyor gibi çıkıveriyor.), yeni evde yattığı yerdeki o tabloya neden bön bön bakıyor bunların hiç birini eğer kitabı okumamışsanız anlayamıyorsunuz.

* Babasının Griet'e verdiği karo parçası kitapta tasvir edilenden çok farklı. Ayrıca özel de bir anlamı vardı o karonun...

* Griet'in kardeşlerinden filmde eser yok.

* Efendisinin Griet'i boya almaya göndermesi ile atölyede çalıştırmaya başlamasının sıralaması kitapla aynı değil.

* Catharina'nin atölyeye neden giremediğine filmde değinilmemiş.

* Griet'in resme ettiği müdahale kitaptakiyle aynı değil.

* Kitapta efendi beyin yaptığı diğer resimlerin de hikayesi varken, filmde kendilerini sadece birkaç saniye görüyoruz.

* Kayıp tarağın bulunma şekli kitapla tamamen farklı.

* Griet'in resminin çizilmeye başlanması, baş örtüsünün şeklinin oluşumu ve neden değiştirildiği, ağzının açılmasının istenmesinin onu neden rahatsız hissettirdiği, inci küpeyi takması gerektiğinin keşfedilişi, kulağının delinişi kitaptan farklı olan ya da hiç değinilmeyen diğer yerler.

* Griet ile Pieter ilişkisi de oldukça farklı. Kitapta Griet aslında Pieter'ı hiç istemiyor ama bir kasabın oğlu olduğu için, özellikle ailesinin et yiyebilmesi amacıyla bu evliliğin olması gerektiğini düşünüp kendini piyon olarak kullanıyor. Haliyle kitapta bu ilişki Griet açısından soğuk, kaçışlı ve zorlu. Filmde ise baştan rızalı gibi bir hava var. Ayrıca kitaptaki Griet'in bu ilişkiye bu kadar karşıyken birden bire kendini Pieter'e teslim etmesinin bir sebebi vardı. Kitabın geçtiği dönem düşünülürse çok da hoş bir detay ve bakış açısıydı bu sebep. Okurken etkilemişti. Filmde ise işlenmemiş. Kızın rızası vardı zaten, oldu bitti* dedirtiyor.

* Kitapta Griet'in Efendisine atölyede yardım etmesi, Catharina başta olmak üzere ev ahalisi tarafından nasıl karşılanır* temalı, zaman zaman yükselen bir gerginlik varken; filmde bu yok.

* Kitapta resmi Catharina'ya kızı ispiyonluyordu, filmde öyle değil. Bu kısım farklı olunca devam sahneleri de farklı ilerlemiş.

* Griet'in evi terk edişi kitapta beni en çok etkileyen yerlerden biriydi, gururla ve efendisine son kez baktığının bilincinde olarak başka kimseyle muhattap olmadan çıkıp gitmişti, filmde o kısım yok.

* Kitapta yer alan '10 yıl sonra' kısmı ve devamındaki vurucu son, filmde yok.

* Tüm bu ince (!) ayrıntıları geçersem; Grite'in iki ev arasında kalışını, ailesinden gün be gün fikir olarak kopuşunu, Efendisi etrafındayken hissettiklerini, onun sorduğu sorulara cevap verirken nasıl incelikle düşündüğünü, resimler hakkındaki hislerini,korkularını, çekincelerini filmde hiç hissedemiyoruz.


UYARI SONU



Genel olarak baktığımda, kitaplardan çekilen filmler içinde en kötü uyarlamalardan biri bu olsa gerek. Boşuna izlemeyin, izleyeceğinize okuyun. Zaten 238 sayfa bir şey.

1 yorum:

  1. Ben filmini izlemiştim ve dediğin gibi pek bağdaşmayan olaylarla birbirine bağlanmaya çalışılmıştı ondan pek sevmemiştim ama şimdi senden öğrendiğime göre o bağdaşmayan yerler kitapta varmış. Okunabilir :)

    YanıtlaSil


♥ Yorum yazan elleriniz dert görmesin, sevgiler :)