10 Haziran 2013 Pazartesi

iki kelam



Yeni bir haftaya merhaba :)
Bu konuya blogta yer vermek istemiyordum aslında ama hiç bir şey olmamış gibi bakın bu oje bakın şu kitap da diyemedim.
Bir kaç satır karalamak istedim.

Geçen hafta çoğumuz gibi ben de sürekli Twitter'daydım.
Olanları büyük bir dehşet içinde izledim.
Ağaçları korumak amacıyla başlayan eylemin nasıl çarptırıldığını; nasıl türban konusuna, alkol konusuna, Atatürk'e getirildiğini gördüm.
Bunların hiç birine değinmek istemiyorum çünkü öyle yorumlar okudum, öyle tepkiler aldım ki zaman zaman sakinliğimi kaybettim, kavga ettim, hayatımdan çıkardıklarım oldu vs...
Burada bugünkü tek mesele ağaçlar olsun istiyorum :)

Bir ağaç sadece bir ağaç değil, hakikaten.
Üzerine soluklanmak için konan bir kuş, gövdesinde gezinen karıncalar, gölgesinde dinlenen insanlar / hayvanlar, havayı temizlemesi, ekosisteme olan katkısı, daha bir sürü şey.
Üstelik bu sadece görünen kısmı.
Toprak altındaki köklerinin, toprak altı canlılarına sağladığı faydalar, doğal afetleri engelleme yönündeki rolleri diye giderek üniversite kitaplarıma bağlayabilirim bu konuyu :)

İşin bir de psikolojik tarafı var.
Her bir çiçeği, hayvanı, ağacı gördüğümüzde 'Allah'ın hikmeti, bak neler yaratmış, hepsi birbirinden farklı' diye düşünürüz.
E bıraksana Taksim'in göbeğinde ya da herhangi bir yerde Yaradan'dan bir parça daha olsun.
Kötü bir anında o ağacı gördüğünde, sana bir umut versin, huzura erdirsin.
Güzel bir şey bu :)

Gezi Parkı başta olmak üzere tüm illerdeki çevreci arkadaşlar; #diren

**

Ağaç ve Kur'an

“Yedi şey vardır ki, kişi kabirde bile olsa, onlardan sevap devamlı surette kendisine ulaşır: Öğretilen ilim, halkın istifadesi için akıtılan su, dikilen ağaç, inşa edilen mescid, okunmak üzere bağışlanan Kur’an ve iyi terbiye edilmiş evlad.” ( El münavi:F. Kadir:4-87) 


“Elinizde bir ağaç fidanı varsa, kıyamet kopmaya başlasa bile eğer onu dikecek kadar vaktiniz varsa, mutlaka dikin.” (Buhari : Kahire , S:168) 


**

Ağaç ve Atatürk 

Afet İnan; "Çankaya köşkünden meclis binasına giderken o günün Ankara'sında bir tek iğde ağacı vardı", diye yazıyor. 
Atatürk, onun önünden geçerken selam verirmiş. 
Neden böyle yaptığı sorulunca: 'O, yediğim meyvenin, sığındığım gölgenin, soluduğum havanın bir neferi. En az öbür neferler kadar bunun da selama hakkı var.' 
Bir gün bir de bakıyor, ağaç kesilmiş. 
Yolu genişletmek için kesmişler. 'Yahu', diyor, 'bana sorsaydınız o ağacı kurtaracak yol bulurdum." 
Sonra dayanamıyor, arabaya biniyor, sürücüyle arkadaşının önünde, hüngür hüngür ağlıyor. 

**



Ps: Blogtaki 10 günlük suskunluğu müsadenizle artık bozmak istiyorum. 
Rutin paylaşımlarım devam edecek.
Özledim yahu :)


5 yorum:

  1. bir tek Atatürk ağlar zaten o bir tanecik ağaç için hiç şaşırmadım..

    YanıtlaSil
  2. fatih sultan mehmet de demiş ki: ormanımdan bir ağaç kesenin kellesini keserim.
    :)) illa bi şey kesicez yani ne de olsa padişah nesliyiz :))
    neyse özledim senin yazılarını kontes hoşgeldin :))

    YanıtlaSil
  3. audrey, değil mi :( Ata'm <3

    meral, illa bir şey kesilecek* eheheh :D iyiydi bu. tşk ederim :* hoş gördüm

    YanıtlaSil
  4. Ne kadar guzel soyledin yahu :) Atam iste, Atam!!!

    YanıtlaSil
  5. mesele evet bir ağaç olsa ve bu kadar insan ağaç için ayaklanmış olsa ne var bunda.
    neden bu düşünce rahatsız ediyo bızı de mesele bır ağaç değil diye açıklama yapıyoruz hala


    hiç bir sey kimsenin tek elinde değil.
    artık ulkemdekültür eksıklıgı mı okumamam mı ırdeleme sorgulama mı ne deyim bılemedım din dil ırk vatan mıllet sehıt çocuk kadın turban kelımelerının sıyasete laet edılmesınden ayırmalarından yıldım.

    bak işte bu kadar kolay sahane ötesi bir kuran var açarsın okursun.
    ne güzel söyledin ya.

    sorun bir ağaç mı evet ağaç.
    ama aslında daha fazlası

    YanıtlaSil


♥ Yorum yazan elleriniz dert görmesin, sevgiler :)

© 2011 kontesce, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena