5 Eylül 2012 Çarşamba

Sınırın Güneyinde, Günesin Batısında / Haruki Murakami

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında / Haruki Murakami
Sayfa Sayısı : 187
Doğan Kitap



Yazarının Japon olması ve kapak tasarımının ilginçliği ile dikkatimi çeken bu kitabı sayfa sayısına göre çoookk uzun bir sürede, 3 günde okudum.

Tek çocuk olma psikolojisi ile ilgili yazılanlar, tek çocuk olan beni son derece etkiledi.

Özellikle şu paragraf mükemmeldi;



Kitapta bol bol plak isimleri geçiyor, üşenmedim hepsini araştırdım buldum dinledim, onlar da güzeldiler.
Buraya kadar o kadar çok beğenmiştim ki kitabı, yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünmüştüm.
Ama sonra kitap Hacime'nin aşk hayatına ve cinsellik tecrübelerine döndü ve ben bunları okumaktan hiç hoşlanmadım.
Bir erkeğin açık kelimelerle cinsel hayatını anlatmasından rahatsız oldum.
Hacime ve Şimamoto arasındaki çocuksu arkadaşlığı & aşkı anladım, fakat ilerleyen yıllarda ikisinin de bu aşkı takıntı haline getirmesini, 25 yıl sonra görüştüklerinde 'Seni bunca yıldır çıplak hayal ettim.' vb demelerini çok hastalıklı ve sapıkça buldum.
Çocukluk aşkı denilince daha masum şeyler bekliyor insan...

Sonuç olarak; bu kitabı beğenmedim ne yazık ki.
Yazarın başka herhangi bir eserini okuyacağımı da sanmıyorum :)


Arka Kapak:
Tokyonun varlıklı bir mahallesinde, sıradan ve sorunsuz gibi gözüken bir hayat süren Hajime, orta yaşlara geldiğinde yaşamını sorgulamaya başlar. Hayatı boyunca sahip olduklarından daha fazlasını istememiştir. Savaş sonrası yıllarda şansı yüzüne gülmüş, iyi bir evlilik yapmış ve iki kız çocuk sahibi olmuştur. Şehirde iki caz kulübünün sahibi olarak kıskanılacak bir kariyeri vardır. Yine de, hayatı ve kariyeriyle ilgili, rahatsız edici, sinsi bir yetersizlik duygusuna kapılmaktan kendini alamaz. İlk gençliğinde âşık olduğu, akıllı, ancak tuhaf bir yalnızlık duygusu uyandıran güzel Şimamotonun anısı, kalbini gölgelemektedir. 
Yağmurlu bir gecede, eskisinden çok daha güzel ve etkileyici görünen Şimamotonun tekrar karşısına çıkmasıyla, hayatı çok daha karmaşık bir hale gelir. 

İnsanın, kaderi ve maddi dünya arasındaki gelgitlerini anlatan ve okuru kıskıvrak yakalayan bir eser. Akıllardan çıkmayacak. 
The New York Observer




6 yorum:

  1. Bu yazar hakkında hep olumlu eleştiriler duyuyordum. Sen beğenmemişsin ama . Ama haklısın sanırım çocukca bir aşk masum olmalı gibi. Okumadım ama bu yorumdan sonra da okumak istemem .

    YanıtlaSil
  2. Evet sevilen bir yazarmış, sanırım sorun bende :S
    Belki içten içe 'ruhun yalnızlığı, aşka kavuşamamak' vb durumların insan psikolojisinin 'cinsellik' kanadına etkisi konulu beyin fırtınası yapıyordur.
    Ama ben bu tarz şeyleri okumayı sevmiyorum.
    '12 yaşımdan beri sana sarılmak istedim.Çıplak' (syf:159) dediği an kitap benim için farklı bir boyuta geçti.
    ( Daha ağır cümleler de mevcut ama buraya yazmak istemiyorum.)

    YanıtlaSil
  3. marukami çok anlatılıyor ondan okumak isterim ama bu kitandan başlamamalıyım sanırım..

    YanıtlaSil
  4. aaa Murakami'ye laf yok :P Kendisi başka bir boyutun yazarıdır. Onu okuyabilmek için anlamak gerek. Ne bileyim işte, başlangıcın kötü olmuş bence. İmkansızın Şarkısı'yla başlamalıydın Murakami'ye :) Sonra göreceksin ki o seni her kitapta biraz daha yoğurup hamur kıvamına getiriyor. Ve bir süre sonra artık Murakami kitaplarını Murakami dilinde okuyursun, güven bana ;)

    YanıtlaSil
  5. Sevemedim ben onun boyutunu demek ki :)

    YanıtlaSil
  6. bende merak ettim özellikle tek çocuklarla ilgili yazı güzelmiş, gercekten herkes öyle düşünür :/
    banada beklerim =)

    YanıtlaSil


♥ Yorum yazan elleriniz dert görmesin, sevgiler :)